8 Ekim 2008 Çarşamba
Edimsel Denklemler
oyunlar mı oynanır hep böyle sığ köşelerde. biz oyunun hangi perdesinde susmuşuz ki suflör repliğimizi mi yanlış okuyor. ne yani biz mi yanlış yönlendiriliyoruz birileri tarafından. yoksa aslında kulaklarımız pas tutmuş da suflörün bir kabahati yok mu. ya da aslında suflör denilen zat-ı muhterem kendi iç sesimizden oluşan bir komplike olgu mudur. neden bir suflöre ihtiyaç duyarız. bizim kendimize ait fikirlerimiz yok mu. alt benliğimizle üst benliğimizin her celişkisinde neden bir günah keçisi kurban ediyoruz. yoksa bu oyunun kuralı bu mu. yaşananlar kadar yaşanmaya gayret edilip de kenara atılmış, ertelenmek zorunda bırakılmış, ya da "durumların kurbanı" olmuş pek çok sey de bize ait dışavurumlar değil mi. değilse de içevurum en nihayetinde. yapılsa da yapılmasa da bana dokunuyor işte ucu. e o zaman bırak herkes kuralını kendi belirlesin. kimin nasıl oynadığının ne önemi var ki. kendi edimsel denklemlerim, kendi parabollerim, kendi kuramsal hatalarım, kendi düzlemlerim ve doğrularım, kendi kurallarım var. çünkü bu benim oyunum....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)