21 Aralık 2009 Pazartesi

Beş Çayı Monologları

öfkeyle söze gelmiş bu ifade kaçağı, gaz sızıntısı gibi,
dişinin arasında sıkışıp kalan bir parça
görüp de görmemezlikten geldiğin zamansız bir huysuzluk hali

korkaklar kaçarak sadeleştirir mi hayatı,
insanlığın en meşum düşmanı,
zamanın kalbindeyken.
ve bir çizgi üzerinde yürümek kadar zorken
sabretmek.

caddelerin omzu yoksa, yaslanıp da ağlanmaz ki.
evlerin küskünlüğü gitmemendendir.
ve gitmediğin yol kadardır, yalnızlığın kilometre başına düşen sızısı

her zaman bir parantezi açmak daha kolaydır bir tırnaktan.
suflörün midene oturmuş, acıtıyorsa genzini.
kendi biriktirdiğin aralıklara başvurursun,
ve kendin kalbine.
organizmanın bürokrasisi böyle işler, beynin 5 çayına çıktığında.

münasebetsizliğimi bağışla, hayat sonra değil.
şimdi.

aynaya baktığında ne görüyorsun?

1 Aralık 2009 Salı

Ben Delinin Yalancısıyım


işte!
işte şimdi tam bir yalancıyım
sızlanmayı biliyordum aslında
sadece gurur yapıyordu umurum
ve ben bir deliydim
kayıp kralın huzur(suzluğ)unda
suçu hafifletilmiş örtbaslarım
ağdalı fikirlerime saklanıyordu
gezgin bir barbardı zihnim
kadın gibiden hallice bir soylu
belki bir soytarı kadar deli.
işte bak!
işte şimdi tam bir yalancıyım
idam taburesinde ayak uçlarım
halatların kangren düğümü
ağırlaştırıyor gurursuzluğu
sanki ağlamıyor yüzsüzlüğüm
sırtımda inancımın kırbacı
dökülüyor yalanın kara sırları
şu an her şey umurumda
ve ben bir deliyim
düş krallığının uzağında.

-