20 Ağustos 2009 Perşembe

Düşün Sonesi

*
ne kadar yorgun,

kızgın,
tutkun
ya da umursamazsın gerçekten?

bir daha yumruğunu sıkıp
diline en edepsiz sözlerini dolamadın mı

hangi derin veya sığ tarafında kaldı
o düşlerinin yalan ezgileri

belki gafil avlandın
       avının orta yerinde.

bir döndün etrafında,
     bir daha döndün
ve bir daha.

akrep iğnesinin batacağı son yerdesin

mutlu bütünsüzlüklerle dalgalansan da,
hani o yeşil tepelerin üzerinde kucakladığın
ölüm beyazlığına
bir daha hiç dokunamadan
varoluşun tamamlanır mı dersin

sen ki öpmüştün
ellerin yanağındayken
beyazını
sonsuz ufkun erişilmez rüyasında

umutların en mahrem sözcükleri dilinde,
baş parmağında
ıslak kırgınlığının geçici sonu

gri bir kayanın üzerine teslim ederken
sana ait olanı,
düşüm düşündür
                 diyerek,
nefesini dahi tutmadan dalmıştın
iki zehrin ortasına.

ölüm mü karaladı
tutkunu olduğun beyazlığın sihrini
uyandın mı artık?
yoksa bitmedi mi rüya?

avuçlarındaki ize,
sağ başucunda bıraktığı o kokuya

sadık mı uykuların?

*

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Fi Tarihindeki İsterik

söyleyebilsem şimdi...
belki sonra... yada asla...
her zamanki gibi...
yine asla'da kalmasam...
midemdeki şarabı
parmaklayıp kusar gibi
kusabilsem...
her zamanki gibi... boğulmasam...
yada boğmasan artık!
bir çekiçle vurulsam
ve sessiz sinema oynasa dünya
o cılız ışık körleşse
yine tepe taklak olsa vücut
kalbim ayaklarında kalmasa
beynimin krampı olmasan
ya da "hiç" olmasan artık!
basit bir cümle olsa her şey
ben söylemeden
kaybolsan...
kaybolsam...
karanlıkta...