17 Ekim 2010 Pazar

Susulan Cümlelerin İntikamı

gözümün içinde bir nokta
nefesimde zil sesi
içim dalıyor
hani çoksundur bazı
bazı yok

birisi marşa basıyor
düşündükçe
eziliyor kaburgam
aklım beş karış havada
kalsa iyi

kapının ardındaki fısıltı
çığlıkla dövüşüyor
bu gece
tüm çöplükler dolu

bu suret benim değil
bu kafa hiç değil
belki uzaktaki bir çocuktur
geceyarısı ağlayan

oksijensiz bir balonun
biçimsizliğindeyim
uğulduyor sokak
        adım,
                    adım.
adın,
sürtünüyor beynime

söylemek geçip gidiyor
içimden
içinden yürüyorum
içimden konuşup

ve
o şey,
sen denilen;
gözümün içinde bir nokta
daldıkça büyüyen
pek konuşkan olmayışım bundan
.
.

Hiç yorum yok: