*
ne kadar yorgun,
kızgın,
tutkun
ya da umursamazsın gerçekten?
bir daha yumruğunu sıkıp
diline en edepsiz sözlerini dolamadın mı
hangi derin veya sığ tarafında kaldı
o düşlerinin yalan ezgileri
belki gafil avlandın
avının orta yerinde.
bir döndün etrafında,
bir daha döndün
ve bir daha.
akrep iğnesinin batacağı son yerdesin
mutlu bütünsüzlüklerle dalgalansan da,
hani o yeşil tepelerin üzerinde kucakladığın
ölüm beyazlığına
bir daha hiç dokunamadan
varoluşun tamamlanır mı dersin
sen ki öpmüştün
ellerin yanağındayken
beyazını
sonsuz ufkun erişilmez rüyasında
umutların en mahrem sözcükleri dilinde,
baş parmağında
ıslak kırgınlığının geçici sonu
gri bir kayanın üzerine teslim ederken
sana ait olanı,
düşüm düşündür
diyerek,
nefesini dahi tutmadan dalmıştın
iki zehrin ortasına.
ölüm mü karaladı
tutkunu olduğun beyazlığın sihrini
uyandın mı artık?
yoksa bitmedi mi rüya?
avuçlarındaki ize,
sağ başucunda bıraktığı o kokuya
sadık mı uykuların?
*