8 Kasım 2008 Cumartesi

"Ölüm, sen en güzelsin bu saatlerde" diyordu ya Edip Cansever


belki o anın zamansızlığında tutulur gözlerin kadim bir öykünün başrol oyuncusuna.

sahnede ölüm oynanır kadife perdelerin gölgesinde, gıcırdar ahşaplar yoktan adımlarla.
ölür saatler ölüm saatlerinde, ölürken belki de usumuzda bir çocuk son repliği eşliğinde.
son reveransını yapar damarlarımdaki oksijen, devasa bir kuyu belirirken göğüs kafesimde.
sen; güzel adam, koynumdaki soğuğa gömsem seni bu vakit, benimle uyur musun ebedi?
ölümü layığıyla giyebilir miyiz dersin, hiç dokunulamamış ruhlardan sıyrılan bir aşk gibi...

Hiç yorum yok: