17 Ekim 2010 Pazar

Susulan Cümlelerin İntikamı

gözümün içinde bir nokta
nefesimde zil sesi
içim dalıyor
hani çoksundur bazı
bazı yok

birisi marşa basıyor
düşündükçe
eziliyor kaburgam
aklım beş karış havada
kalsa iyi

kapının ardındaki fısıltı
çığlıkla dövüşüyor
bu gece
tüm çöplükler dolu

bu suret benim değil
bu kafa hiç değil
belki uzaktaki bir çocuktur
geceyarısı ağlayan

oksijensiz bir balonun
biçimsizliğindeyim
uğulduyor sokak
        adım,
                    adım.
adın,
sürtünüyor beynime

söylemek geçip gidiyor
içimden
içinden yürüyorum
içimden konuşup

ve
o şey,
sen denilen;
gözümün içinde bir nokta
daldıkça büyüyen
pek konuşkan olmayışım bundan
.
.

11 Ekim 2010 Pazartesi

Enkaz Kaldırma Timi

sürüyerek yürüttüm ayaklarımı üstüne doğru
delik deşik gövdende
adım izlerim
midene oturmuştum oysa ki ve kustuğun bendim
kançanağından halis mulis dikizin
üzerimde.
yerdeydim,
yerin ta dibinde.
sırtıma bastığında ıslaktım ağlamaktan
tabanların hep kaygan ve kaypaktı gel-gitlerden
ay tutuldu, dedi biri
tutulduk, evet.
doğruydu.
yanağımı dayadım belki camdandır diye
kalbine
bir otobüs penceresiyle oynaşan çocuk gibiydim
direkleri saydım zaman geçmezken
etine gömüldüm
iyi bir cerrah olsaydım kesebilirdim damarlarından birini
bulamadım
harici bir ünitede özenle bekletilen uzvun bendim
için mezar
dışın hayattı
dışarıda bekledim çünkü sigaram yakılmalıydı
üfledim
dumanımın dudağındaki yarıkları bulması için.
arka kapıdan kaçırılmayı bekleyen bir mahkumdun
kıvranıyordun
anahtar kırıldı dedi, biri
kırıldık, evet
doğruydu.
doğruldum.
boynumda asılı duran yarım gülüşünü iade ettim
sürüyerek yürüttüm ayaklarımı ileri doğru
delik deşik gövdemde
gölge izlerin.
.

3 Ekim 2010 Pazar

301

kapıyı çal ve gir içeri
içimden geç
kireci gölgesiz duvardan.
tüm bu adiliğin kamuflajıyken varlığın
bir rol seç
karanlığa alışmadan gözlerim
çeneni boynuma göm
öyle kal
kendini yorgan sanan çarşafın hatrına
biraz daha sev.
.