bakın,
ben geldim
vücutsuz ve vakur
zamanın olmadığı bir yerden
coşkuyla kucaklanmak için
soyundum etimden
ağaç dallarına boyadım kollarımı
bir takım benliklerimi yüzdürüp
uzak bir kıyıya taşıdım
hüzünlü bir ressamın düşlediği.
sislerin uzayan örtüsüne üfledim
kurtardım özümü bulanıklığından
yüzünüzün çizgilerini koklayıp
durdurmak için savaşı
kendi olamayanlara öfkemden
ben oldum.
dünyayı karşıma alabileceğim
mutlu gülüşler uğruna
sıyrıldım insan acziyetinden
kısalttım yolları
ben geldim, bakın
gök ve toprak gibi
kararlı.
.
.