23 Eylül 2010 Perşembe

Fiili Gelecek Zaman

siyah bir çukurdan uzanan sesim ardılsız
yüzüm gölge buğusu
yanılgıyla düştü sandığım gardım saklanmış
birine bakıp çıkacağım

kör ben isem
ipi kim çekiyor

dudağımda aşk bulaşığı belli belirsiz bir telaş
tırmandığım her sırtta
piç bir yeni-lgi
dizlerimin altında terli çamur
saçlarımın arasına sıkışmış bir düşünce balonu
bağırmak istiyor
volta atıyorken kentin mahremiyeti kasıklarımda
kaşkol altı öpüşlere küfreden çenem titrek
birini alıp kaçacağım

yol yok ise
yürüdüğüm ne

yüzde yüz koton kaplı sahtelik
örtüyor yarıklarla çentik atılan etin yavanlığını
iyi ve kötü
kabuğu soyulmadan tüketilen bir hiç
kollarımın uzandığı mesafede tutarsız bir sıcak
vitamini kıçımıza kaçmış alışkanlıklar
kımıldatması zor kadim bir sandık gibi duruyor
yerlerde şehvet
öz-ümün ayaklarında

adımı unutacaksanız bir an
birini çalıp çıkacağım

bu delik
yaşanacak gibi değil.

.
.
.

Hiç yorum yok: