23 Kasım 2008 Pazar

*** Sonsuzluk Öyküsü ***

Hayal-et

yüzün vardı gerçek
uykularıma eş yüzün
zihnimin mürekkebi
suretin satırlarımda
sözün başladığı
şimdi notaları kayıp
sonsuz bir sayfa gibi
imgelemimde silüetin
rüya kadar uzak...
bir o kadar yakın...


Sokağın Şarkısı

yağmur iniyor şehre
turuncu kaldırımında
ıslak gölgesi gölgelerin
karanlığı uzarken
günahsız gecenin
boylu boyunca yalnızlık
tökezletip damlaları
sahte bir ıslıkla
ruhları oyalarken
sadece bir köşebaşı
ve sadece su birikintisi
çamuru toprak
yarası yağmur
terkedilmiş sokağın
kör nefesi
nefesinde yüzü
bulanık aksinde suyun
öfkesi çaresizliğin
yüzüne vuran silüette
son bir duman soluğu kesik
son boğumunda gecenin
sonsuzluk
gece
upuzun gece...


Ruhlar Çıplak

sinerken bedenlerin saydam tutkusu
karanlık odaların loş seksapeli
bal mumu tenlerin oyuğuna teğet
ışık oyunları içinde yalın silüetin
yansımalarda kıvrak orgazmı
duvarları yalayan zarif gölgelerin
izmarit kokulu çarşaflarda uyur
salise önceki şehvetin ruhu
bir adım sonrası kadim hazzın
pencere arası buğulara gömülür
çok sesli bir operanın tekilliğinde
kaybolur gecenin aşkımsı ıslığı...


An-sız-lık

eskiyen gecenin ıslağında
dizlerimde kaldırım
uzanamazken elim
ellerimden düşürdüğüm
yerle yeksan omuzların
kaybettiğim
sol elin düşmüş mazgala
parmak uçlarında yağmur
son çiğ saçındaki
beyazlığın tenine yabancı
dolunay düşmüş suretine
sanki son dördün
sanki son kez değil
gerçek hiç...
hiçlikte sen...
sen sevgilim
devirdin gözbebeklerini
soğudu nefessizliğin
yok yerinde zamanın
ölüm de yakışırdı yüzüne
şimdi susmasaydın belki
biraz daha
bir salise daha
fazla bakmak için sana
gözlerinin içine
ta içine gömülmek için
benden sıyrılan
neler vermezdim
neler ki
benim bile ol(a)mayan...

Hiç yorum yok: